Nanelik

Dimyat’a giderken Saray’dan olma.

Bu yazı tam da “Dimyat`a pirince giderken evdeki bulgurdan da olma.” deyimi için yazıldı. Yada biraz daha değiştirelim biz bu deyimi, “Şam’a giderken Beştepe’deki Saray’dan olma”.

İnsanoğlunun doğasında vardır, hep daha fazlasını arzulamak. Zenginse, daha fazla zengin olmayı. Şöhret sahibiyse, daha fazla şöhreti ve hatta iktidar sahibiyse hep daha fazlasını ve uzun sürmesini ister. Bu davranışların bireysel zararları olduğu gibi toplumsal zararları büyük kayıplara yol açabilir.

Politikacıların iktidarda kalma hırsı ve doyumsuzluğu bir toplumun başına gelebilecek belkide en büyük felaketlerden biridir. Bu hırs vatan ve millet sevgisinin önüne geçip artık bireysel menfaatlere döner. Sürekliliğini artırmak içinse hukuksuzluğa, yolsuzluğa ve haksızlıklara göz yuman iktidarlar olur. Yerini sağlamlaştırmak için propagandalar yapıp milletin dini ve milli duygularını da sömürebilir. Öyle ki bu hırs adama yanlış hamle yaptırıp tepetaklak edebilir.

İşte tamda bu noktadayız, iktidarın tepetaklak olması!

16 Nisan referandumu ile Cumhurbaşkanlığı sistemini getirenler, pişman olabilir mi? Din üzerinden siyaset yaparak, %51 oy alınabilir mi? Yada toplumu kutuplaştırarak? Peki ya ittifak kurarak? “Koalisyon hükümetlerinden bıktık” diyerek başkanlık sistemini getirenler, neden seçim ortaklığı yapıyorlar? Bu bir koalisyon değil midir? Ebetteki koalisyondur ama hükümetin dilinde bu ortaklık yerli ve millidir. Hadi aksini söyle!

RTE, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığı elinde tutuyorken neden kendine riske attı?

Parti içi demokrasiyi bastırabilmek için bu yolu seçmek zorunda kaldılar. Parti içerisinden çıkabilecek yeni bir isim, kurucu lideri zayıflatabilirdi. Bu durum parti ve ülke menfaatine olsa bile kabul edilemezdi ve öyle oldu. Bu gözü dönmüşlük ve hırs 2019 seçimleri için intihar olacaktır.

 

44 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: