Nanelik

15 Temmuz’dan 365 Gün sonra

..öncesine gidelim, 15 Temmuz 2016.

Güneşin yeni battığı ve insanların evlerine döndüğü saatlerde, Boğaziçi Köprüsünü TSK’ya ait tanklar trafiğe kapattı. Halk şaşkın ve korku dolu gözlerle olan biteni anlamaya çalıştığı sırada, Ankara semalarında F16 uçaklarının sesleri semayı deliyordu. Kışladan çıkarılan erlerin ağızında tatbikat söylemleri vardı, nereden bilebilirlerdi ki ülkeye yapılan darbeye alet edildiklerini..

15 Temmuz

15 Temmuz

Olan biteni televizyondan takip ederken, Devlet Bahçeli’nin birlik, beraberlik ve darbeye karşı durulması gerektiğini söylüyor ve ülkücüleri sokağa davet ediyordu. Ardından Dönemin Başbakanı Ilgaz dağı tünellerinden canlı yayınlara bağlanıyor, bu durumun bir darbe girişimi olduğunu söylüyor ve sağduyu çağrısı yapıyordu. Sırasıyla kolordu komutanları ve eski siyasiler canlı yayınlara bağlanıyorlardı. Cumhurbaşkanı aynı saatlerde Marmaris te otelinden telefonla canlı yayına bağlanıp halkı sokağa inip demokrasiye sahip çıkmasını istiyordu.

Keçiören’de evimde Erdoğan’ın bu çağrısını duyunca, elime telefonumu aldım ve tanıdığım ve fanatik olan bütün AKP’li arkadaşlarımı aradım ve neredeyse tamamından evden dışarı çıkmayacaklarını şaşkınlıkla dinledim. Bu durumun particilik ile ilgisi olmadığı için farklı görüşlerde olan ölüme gidebileceğim dostlarımı arayıp onlarla birlikte sokağa çıktım.

Biz Havaalanlarına gidin çağrısının aksine AKP genel başkanlığı binasının önüne gitmeye karar vermiştik, güzergah üzerinde olan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü önünde Ak Köprü ‘de tanklarla yol kapatılmıştı.Köprünün üzerinde ateş eden askere göğsünü siper edip yürüyen ve yaralanan, şehit olan vatandaşlarımızı görünce cesaretlerine olan hayranlığımı dillendirip onların yanına doğru ilerlerken arkadaşlarım beni kalabalığın içinden çekip çıkarttı.Bir süre aynı ortamda sloganlara eşlik ederken saatin nasıl ilerlediğinin farkına bile varmadık. Sabaha doğru Genelkurmay Başkanlığı’nın önüne gittik, biraz gözlemleyip sonra evimize döndük.

Ülkeyi darbeden kurtardık rehavetinin verdiği gururla o geceyi eşe dosta anlatıyor, televizyonlarda çıkan haberleri izlerken “bizde oradaydık” diyebiliyorduk, gelecekteki pişmanlık olasılığını aklımıza nasıl getirebilirdik ki?

…sonrası, 16 Temmuz 2017

Demokrasiye sahip çıkmak için sokağa çıkan bilinçli bireylerin aklında açıklanamayan sorular, darbenin gerçekçiliğini veya başka bir deyişle darbenin arka planı olduğu şüphelerini güçlendiriyor. Darbenin üzerinden 365 gün geçmesine rağmen cevabı bulunamayan sorular şöyle dursun, bu soruları yüksek sesle dinlendirmek hainlikle suçlanmanıza hatta OHAL şartlarına istinaden tutuklanmanıza yol açabilir. Bu tutuklama yıllar geçse bile yargı önüne çıkmadan sürdüğünü ve itiraz hakkının dahi olmadığını bu süreçte tecrübe ettik. Kontrollü darbe söylemleriyle birlikte yargının da kontrol altında olduğunu düşünmek ülkesini seven ve geleceğe dair umut taşıyan yurttaş olarak beni karamsarlığa itiyor. Örgüte üye olmak “şüphesiyle” yargı ve güvenlik personelinin gözaltına alınması ve görevden uzaklaştırılmalarına katı bir karşıtlığım yok ama bu süreç işlerken partizanlık yapmak ve beraber yürünen bu yollarda iktidarın hiç hatası yokmuş gibi yargıya dahil edilmemesi adalete olan güvenin hiç olmadığı kadar sarsılmasına sebep olmuştur.

Yargı ve güvenlik güçlerinden boşaltılan hatalı kadroların yanı sıra yeni kadrolaşmalarda da geçmişte olduğu gibi “cemaatten olsun, ne de olsa namazında niyazında adamlar” söylemleri bugünkü AKP ve MHP koalisyonundan doğan kadrolaşmanın tekerrürdür. bu acı tecrübemizi tekrarlamak veya bunu lütuf olarak görüp değerlendirmek bizi demokrasi, siyasi, güvenlik ve adalet anlamında ileriye taşımak yerine günümüzden çok daha geriye prangalamaktan başka başka bir işe yaramaz

.

Darbe kalkışmasını fırsat bilip anayasa değişikliği için referanduma gidip oy çoğunluğunu %1 lik puanla almak ve akabinde finansal durum iyileşecek vaatleri de gün geçtikçe gerçekçiliğini kaybetmektedir. TÜİK rakamlarına göre 2017 Mayıs’da ihracat %12,5, ithalat %21,7 oranında arttı. Belirli yayın organlarından güven pompalamak için ihracat arttı haberlerini görebiliriz fakat ithalatın da arttığını hatta ihracatın 2 katına çıktığını görmek mümkün değil.

Ekonomide kötüleşme sürecinin devam ettiği haberlerini yapmak bir yana dursun hükümetin görüşüne ters düşecek bir fikir beyan etmek fişlenmenize sebep olabilir. Biraz daha ileriye gidip sorgulamak isterseniz eğer OHAL kapsamında içeriye bile alınabilirsiniz.

Kalkışmanın üzerinden 365 gün geçmesine rağmen normalleşme sürecine girmeyi umutla bekliyoruz. Dileriz ki önümüzdeki 15 Temmuz da Çanakkale Zaferiyle kıyaslama yapılmaz ve Cumhuriyet Bayramlarını unutturmaya çalışılıp yeni tarihler hafızamıza kazınmaya çalışılmaz.

Hoşgörüyle.

4 total views, 2 views today

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: